|
TÜRKİYE 1993 TEN SONRA GÖÇ ETMİŞ AHISKA TÜRKLERİ’NİN
SORUNLARI
3835 Sayılı Kanunun 1. Maddesini esas alarak; başta
Bursa olmak üzere, İstanbul, İzmir, İnegöl, Antalya,
Gebze, Aydın, Çanakkale, Denizli ve diğer illere göç
etmiş 50 bine yakın insanımız bulunmaktadır. Bu
aileler Türkiye’yi çocuklarına vatan, toprak ve
bayrak edinme amacı ile göç etmişlerdir. Bu
ailelerin çoğunluğu, eğitimli, yüksek ihtisas yapmış
insanlardır. Şükürler olsun bu insanlar Türkiye
Devleti topraklarında insanca yaşama garantisi
altındalar. Çoğunluğu vatandaşlık haklarını almış,
alamayanlarda ikamet ve çalışma izinleri var.
Türkiye de yaşayan 65 milyon insan ile eşit hiçbir
ayrımcılık yapılmadan yaşamlarını sürdürmekteler.
Sağlık, eğitim sorunları çözüme kavuşmuş, çocukları
normal okullarda okumaktalar.
Şu ana kadar çözüme kavuşmayan ve Ahıskalılar için
hayati önem taşıyan sorunlar üzerinde geniş
duracağız.
Sorunlar Şunlardan İbarettir :
1-
TBMM 02.07.1992 tarihli ve 3835 Sayılı Ahıska
Türleri’nin Türkiye’ye Kabulü ve İskanı Kanunu,
aradan 12 yıl geçmesine rağmen çalıştırılmamıştır.
Devlet tarafından 150 aile iskanlı olarak Iğdır’a
yerleştirildi. Halbuki; 3835 Sayılı Kanun, eski
Sovyetler Birliği’nde yaşayan bütün Ahıska
Türklerini kapsıyordu. Kanun çalıştırılsaydı;
Ahıskalıların sorunları büyük ölçüde çözülmüş
olacaktı. Bu Kanunun 6. maddesine göre durumları iyi
olup ta, Türkiye’ye bazı nedenlerle göç edemeyen
ailelere çifte vatandaşlık hakları verilecekti. Bu
kanunun çalıştırılması, Türkiye’ye göç etmiş 50 bin
ve eski Sovyetler Birliği’nde yaşayan 500 bine yakın
insanın geleceğinin garanti altına alınmasıdır.
Sayın yetkililerimiz: Kanunun 1. maddesini esas
alarak, iskansız göç etmiş ailelere 3835 Sayılı
Kanunun uygulanmasını istiyoruz. Aksi taktirde göç
etmiş ailelerin sorunları çözülmeyecek, ekonomik
durumları gittikçe kötüleşecektir.
2-
Ahıska Türkleri’nin diplomaları denk sayılmalıdır.
Hayati önem taşıyan konulardan biri de; eski
Sovyetler Birliği’nde zor şartlar altında yüksek
eğitim almış doktor, öğretmen, mühendis, hemşire ve
diğer diploma sahiplerinin mağdur durumlarının
giderilmesi gerekiyor. Stalin’in ölümünden sonra
1960.yılından itibaren yüksek eğitim alma imkanı
Ahıskalılar için mümkün olmuştur. Kimliklerine
‘Türk’ yazıldığı için eski Sovyetler Birliği’nde
yerli öğrencilerden üç beş kat daha zeki ve başarılı
olmak zorundaydılar. Aksi taktirde üniversiteleri
kazanamazlardı. Ahıska Türkleri, toplumun yüksek
diploma almış ve meslek sahibi olmuş nüfusun %5’ini
teşkil ediyorlardı. 3835 Sayılı Kanuna göre iskansız
göç etmiş 300’e yakın diploma sahibi var. 1996
yılından sonra göç edenlerin diplomaları YÖK
tarafından kabul edilmiyor. YÖK’ün denklik belgesi
vermek için yaptığı sınavda, çözülmesi imkansız
sorular sorulmakta, bunun açıklaması da herkesin bu
sınavı kazanmasını engellemektedir. Sayın YÖK
başkanına ve bu kanun ile sayın büyüklerimize
seslenmek istiyoruz.
A)- Biz Ahıska Türkleri kendi ana vatanımıza 172
senelik ayrılıktan sonra, TBMM 3835 Sayılı Kanunun
1. Maddesini esas alarak göç etmiş bulunuyoruz.
B)- Amacımız büyük para kazanmak, zengin olmak,
birkaç sene sonra geri dönmek değildir, aksine
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne, 65 milyon insanımıza
hizmet vermektedir. Geri dönüşümüz de mümkün
değildir.
C)- YÖK sınavına: Türklük ve soydaşlık ile hiçbir
alakası olmayan insanlarla aynı odada ve sandalye’de
tabi tutulmamız bizleri çok üzüyor. O insanların
sınavı kazanamadıkları takdirde geri gidecekleri
vatanları: Rusların-Rusya, Ukraynalıların –Ukrayna,
Arapların-Arabistan. Ahıska Türklerinin böyle bir
şansı yok, kazanamadıkları taktirde Türkiye’de
inşaatlarda ve temizlikte çalışmak
mecburiyetindeler, aksi taktirde aileleri aç ve
perişan kalacaklardır.
D)- Eski Sovyetler Birliği’nde yaşamış ve azınlıklar
statüsüne dahil başta Ahıska Türkleri olmak üzere,
Rumlar, Yahudiler ve Almanlar vardı. Üniversite’de
eğitim almış diploma sahipleri kendi vatanlarının
yanı sıra; Almanlar-Almanya’ya, Rumlar-Yunanistan’a,
Yahudiler-İsrail’e gidince kendi devletleri
tarafından diploma sahipleri 6 dil ve meslek üzerine
verilen bir eğitim üzerine, sınava tabi tutularak
diploma denklikleri onaylanıyor. Biz Türk olduğumuz
için burası T.C Devleti olduğu için neden böyle bir
uygulama ile diplomalar onaylanmıyor. Ahıska
Türkleri Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin neresine
görev verilirse, seve-seve giderek, mesleklerini en
iyi şekilde yaparlar. T.C Vatandaşlığına kabul
edilen Ahıskalıların diplomaları YÖK tarafından
çözüm getirilerek onaylanması gerekir. Bu onların en
temel evrensel insan haklarıdır.
3- Ahıska Türklerine Türkiye’de emeklilik hakları
tanınmalıdır.
Bütün dünya çağdaş ülkelerinde, devletlerinde belli
bir süre ve yaşa kadar çalışan insanları o devletin
insanlarını, o devletlerin yasalarını sağladığı
haklardan yararlanarak emekli oluyorlar. Emeklilik,
yaşlılık dönemleri için sağlanan en iyi sosyal
güvencedir. 1992 yılından sonra T.C Devletine göç
etmiş ve emeklilik haklarını kazanmış, Ahıska
Türkleri onların, Türk milletinin bir parçası
olduklarını, asırlar boyu Türklük uğrunda canlarını
bile esirgemeyen toplum olduklarını hesaba katarak
şehit aileleri veya gazi aileleri statüsünde belli
bir maaş bağlanmasını talep etmekteler.
a-
Emekli yaşına ulaşanların emekliye ayrılmaları için
Türkiye Hükümeti ile Bağımsız Devletler topluluğu
ülkeleri arasında yoğun çalışmalar başlatılmalı ve
Ahıska Türklerini yaşlılık dönemleri için, emeklilik
hakları sağlanmalıdır. Çalıştığı ülkelerden
emeklilik hakları sahiplerine ödenmek üzere,
Türkiye’ye transfer edilmeli.
Şu ana kadar T.C Hükümeti ile Azerbaycan
Cumhuriyeti arasında sosyal güvenlik sözleşmesi 22
Ocak 2001. Tarihli 24295 Sayılı Resmi Gazete’de
yayınlanmıştır. Kanun no:4596 kabul tarihi: 1 Kasım
2000. yılı imzalanmıştır.
b-
Eğer Ahıskalıların emeklilik haklarının Türkiye’ye
transfer edilmesi yolundaki girişimler
sonuçlanmazsa, 1992 yılından sonra Türkiye’ye göç
etmiş T.C Vatandaşlığına kabul edilmiş, Ahıska
Türklerine Türkiye’de emeklilik haklarının
tanımasını sağlanmalıdır. Emekli aylığı bağlanmalı,
eski Sovyetler Birliği’nden göç eden
Almanlara-Almanya, Yahudilere-İsrail belli bir yaşa
gelmiş yaşlılara askeri ücret hesabından emeklilik
maaşı bağlıyabiliyorsa, aynısı da Türkiye de Ahıska
Türklerine yapılabilir. Miktar önemli değil, önemli
olan değer ve ilgi.
3-
Ahıska Türklerinin toplu konutların yapılması
hususunda;
İki kez sürgüne ve soykırıma tabi tutulmuş, malları
mülkleri ellerinden alınmış, Ahıskalılar’ın
Türkiye’de ne bir kooperatif yoluyla ne de başka
şartlada ev sahibi olabilmek için maddi güç ve
imkanları yoktur. 1994 ten sonra Türkiye’ye göç
etmiş ailelerin durumu buna hiç müsait değil. Birkaç
imkanı olan aileler, zaten ev edindiler. 59.
Hükümetin de programında olduğu gibi yoksul ailelere
Toplu Konut İdaresi tarafından evler yapılarak kira
öder gibi 10-15 sene içinde ev sahibi olma ihtimali
daha elverişlidir. Ancak böyle olduğu takdirde,
Ahıskalılar Türkiye’de ev sahibi olabilirler.
Devletin kamu arazilerine ve uygun yerlerde arazi
tahsis ederek, bedelsiz evler yapıp vermesi
gerekiyor. Böylelikle zor durumda olan, evine ekmek
alamayacak kadar sıkıntıda olan ailelerin de ev
sahibi olabileceği bir projenin üretilmesinin
gündeme getirilmesi gerekiyor.
Bu durum Türkiye’ye göç etmiş ailelerin
en büyük sıkıntısı ve hayati önem taşıyan
problemlerdir. Çözüme kavuşması için sayın
büyüklerimizden destek bekliyoruz.
AHISKA TÜRKLERİNE ÇAĞRI
Unutulmuş, tarih sayfalarında kayıp
olmuş bahtımıza bir tek Türk olma suçu çıkan ve bu
suçun bedelini çok ağır ödeyen öz ve öz bu cennet
Türkiye’mizi bizlere bîzler miras bırakan ecdadın
evlatları; Bütün haklarımız gasp edilmiş ecdat
topraklarından sökülüp atılmış, belirsiz bir
geleceğe sürüklenmiş, yeni soyumuzu devam ettirecek
evlatlarımız zehirlenmiş ellerimizden alınmış, bütün
can damarlarımız kesilip atılmış, bir tek ayakta
kalma mücadelesi ile baş başa kalarak eziliyoruz,
küçülüyoruz. Her şeye muhtaç, her şeyden mahrum
kalarak kadere boyun eğerek çırpınıyoruz. Görüyoruz
ki bizler özü bir, derdi bir milletiz. Bugün bizi
rahat bırakmayan, bütünümüzün durumu; bu durum
beyinlerimizi, kalplerimizi, bütün duygularımızı
meşgul etmektedir. Hepimiz merak içindeyiz. Sonumuz
ne olacak? Bu duruma nasıl son verebiliriz?
Bir tek bizlerin şahit olduğu tarihlere
bakarsak, 1917 Sosyalizm ihtilalinden sonra
repressiya yılları binlerce aydınımıza, ileri gelen
büyüklerimize Sibirya’nın madenleri mezar olmuştur.
Sindirme ve yok etme politikaları yüzlerce aileyi
birbirinden koparmış bazılarımız Türkiye’mizde
kurtuluş bulmuşuz. Ya geride kalanlar! Binlerce
uydurmalarla suçlanarak Sibirya’nın karları kefen
olmuş, mezarları belli olmayan insanlarımız. 2.
cihan harbi 27 bin canı almış, bütün elinde silah
taşıyabilecek insanlarımız ön saflarda Sovyetler
uğrunda kahramanca çarpışırken, köylerinde kalan bu
gazilerin ailelerini bir günde hayvan vagonlarına
doldurarak belirsiz bir geleceğe gönderilmişlerdir.
Yolculuk esnasında ve sonrasında akıl almaz yaşam
şartları 17 bin canı gene aramızdan almıştır. Bir
tek vatan hasretiyle kavrulan büyüklerimize KGB
zindanları mezar olmuştur.
Bu olayların devamında Özbekistan’da
“Fergana ve Buka”, Kırgızistan’da “ Akbaşat ve
Karabalta”, Kazakistan’da “Rahat” olayları ve Kuzey
Kafkasya’daki provokasyonlar ile binlerce akrabamız
mülteci ve vatansız duruma düşmüştür. Görüyoruz ki
hep bulunduğumuz devletlerde hep birileri uğrunda
bırakın verdiğimiz emekleri, canlarımızı dahi
esirgememişiz ama sonuçlar gene aynı olmuş, işleri
biter bitmez bizleri ortadan kaldırmaya ve yok
etmeye çalışmışlardır. Fergana’da güzel ortamını
yakalamamış mıydık? Akbaşat’ta eksikliğimiz mi
vardı? Kazakistan bizleri hiç aç bırakmamıştı. Kuzey
Kafkasya’da bellerimiz hiç düzelmemişti.
Azerbaycan’da köle gibi çalışarak kimin ekmeğini
elinden aldık ki? Bunları bizlere hep çok gördüler.
gırtlağımızdan geçen her lokmayı zehir ettiler.
Bizlere yapılan vahşeti başka toplumlarda
gördünüz mü? Bunların devamına müsaade mi edeceğiz.
Bizlerin vatan, toprak,bayrak edinmemiz gerekmez mi?
Bizler öksüz değiliz.Dünya devletleri ve dünya
toplulukları arasında önemli rolü olan, Asya ve
Avrupa arasında dengeyi sağlayan, dünya tarihinde
büyük iz bırakan Türkiyemiz kurtuluşumuz değil mi?
Bütün yaralarımıza sürülecek merhem değil mi?
Bizlerin huzuru ve refahı değil mi? Parçalanmış
aileler bu topraklarda birleşmez mi? Taptığımız
dünya malını bu topraklarda edinemez
miyiz?Ellerimizde çöp-çöp damla-damla
biriktirdiğimizi görüyoruz ki Türkiye dışında
ellerimizden çekilip alınıyor ama Türkiye’de bu
mümkün mü?
Bu kadar verdiğimiz canın, akıttığımız kanın, terin
mükafatı bu kadar canla ödemeyle
ödüllendik.Halkımızın çoğu olup bitenlerin farkında
değil.Öte yanda yalnızlığın hissine kapılmış,
umutsuzluk ve güvensizlik hakim olmuş.Kurtuluş
nerede, gerçekler nerede?Bir sürü sorular karşısında
halkımız cesaret edip cevap veremiyor.
Birileri uydurmalarla milletini ve dinini
değiştirmeyle Ahıska’ya döneceklerine
inandırılıyorlar. Birileri gerçekleri görüyor,
Türkiye’ye sarılıyor.Birileri mal edinip, karnının
doyduğu yere sıkı sarılanlar halk arasında ikiyüzlü
oyun oynuyorlar. Halkımızı kandırarak bekçi haline
getirmişlerdir. Ezelden beri bizleri hedef alan
güçlerin elinde alet olarak en zalim haline
gelmişlerdir. Türkiye’mizi kötüleyerek uydurmalarla,
önderlere kir atarak halkımızı sindiriyorlar.
Amaçları mal varlıklarını kaybetme korkusu. Kimsede
korkudan kalkıp halkımıza bunları anlatmıyor,
cesaret edenler kolayca bunlar tarafından bertaraf
ediliyor.
Bizlerin değerli Aydınları;
Bütün topluluklarda aydın kesim halkın önderi
olmuştur.Toplumların ilerlemesinin liderliğini
yüklenerek kurtuluş yollarını göstermişler
canlarını esirgememişler.Ya bizler! Her birimiz
kendimizi milli kahraman ilan etmişiz ve kendi
çıkarlarımız peşindeyiz.
Günümüzde tarafımızdan sayısız sivil toplum
örgütleri kurulmuş ve faaliyette bulunmaktadır.Keşke
bizlerin bu kadar sorunlarımız olmasaydı.Günümüzdeki
örgütlerimizin faaliyetleri, yaptıkları işleri
kabullenebilirdi. Ama görüyoruz ki bizlerin
sorunları çok farklı ve başka topluluklarda kurulan
örgütler gönül, fikir ortakları tarafından
kurulmaktadır. Ya bizler! Farklı olduğumuz
vatansızlık, sahipsizlik, arazisiz, dağınık, kopuk,
maddi ve manevi yönden yoksul, yarından umutsuz,
sürekli baskı altında. Birileri uydurmalarla din ve
devletini değiştirme peşinde. Birileri menfaat
peşinde ve siyasilerin elinde alet olup, kendi
çıkarlarının peşinde koşarak yeni uydurmalarla halkı
kandırıyorlar. Birileri ise mal varlığını korumak
için, halkı koruyucu, bekçi gibi kullanarak
uyutuyorlar.Hakta yaptıklarının farkında değil. Bu
mal varlığı sahipleri gerektiği zaman kendilerini
kolayca kurtarabiliyorlar. Geride kalanlar ise fakir
koruyucular oluyor.
Büyük mücadelelere rağmen bu örgütler ve önderler ne
kendilerini kurtarabilmişler ne de halkımıza faydalı
işler yapmışlardır. Bunun nedenleri zannediyoruz ki
anlaşılmıştır. Bunların sebepleri art niyet, kişisel
meseleler, konudan uzak olmaları, kabilecilik,
familyacılık ve bencilliktir. Bundan dolayı halkımız
katılmıyor, destek vermiyor ve uzaklaşıyor. Bu
yüzden daha hiç bir şey yapamamışız, mirasçı
olamamışız ve devam ettirilecek hiç bir şey
yaratamamışız.
Bu tecrübe ve faaliyetlerimiz ışığında önerilerimiz
ise şunlardır:
Günümüzde görüyoruz ki bu halde sorunlarımıza
birbirimizden kopuk, bağımsız hareket ederek çözüm
getiremiyoruz. Birleşmemiz, bütünleşmemiz ve bir
çatı altında çözüm üreten, fikir üreten ve
sorunlarımıza cevap verebilecek, arzularımızı
gerçekleştirebilecek bir teşkilatın inşa edilmesi
kaçınılamaz hale gelmiştir. Aynı fikirde ve aynı
görüşte olan insanlarımız bir araya gelmeli iç
çatışmalardan vazgeçilmeli, kişisel meselelerden
vazgeçip istikbalimizi aydınlatacak davalarla
uğraşmalıyız.
Her zaman birbirimizle mücadele ettik, hep dört
duvar içinde konuştuk, dışarı açılamadık. Kalıcı ve
devam edilecek hiçbir şey yaratamadık.
Bizler gibi kendilerini Türk bilen, Türkiye’mizi
vatan sayan, bizlerin fikrinde olanları bu kutsi
davamıza davet ediyoruz. Bizim gayemiz halkımıza
önderlik yapabilecek idare yapısını oluşturmaktır.
Bu maksadımıza nail olduktan sonra yapamayacağımız
hiçbir şey kalmaz. Bu hem bizlerin hem halkımızın en
büyük arzusudur.
Hayatımıza küsüp kenara çekilmeyelim. Talihsiz
kaderimize boyun eğmeyelim. Mirasçı olalım. Gelecek
kuşaklarımız bizden nefret etmesin. Saygıyla ve
rahmetle ansın. Gelin birleşip bütünleşelim.
Birbirimize destek olalım. Güçlü olalım ki
yalnızlığın hissine kapılan halkımıza umut verelim,
uyandıralım, sahip çıkalım. Güçlü olalım ki düşman
karşımızda titresin. Güçlü ve birlik olalım ki
sesimizi duyurabilecek, yardım ve destek alabilecek
duruma gelelim. Bir safta yürüyelim. Aynı fikre
gelelim ki kurtuluş yollarını bulabilelim.
Uzun yıllar hizmetleri geçmiş değerli
ağabeylerimizden ebediyete göç edenlere vatan millet
aşkını bizlere aşılayanlara rahmet, hayatta olanlara
ve doğruları görenlere sağlık ve uzun ömürler
dileyerek, çocuklarımızı mutlu, bizleri memnun,
halkımızı rahat ettirecek, bütün milletimizi
kucaklayacak, yaralarımıza merhem sürecek, anne ve
bacılarımız gözyaşlarını, babalarımızın acılarını
dindirecek, gelecek kuşaklarımızı belirli bir
geleceğe götürecek, kaderimizi değiştirecek,
anavatanlarına dönmelerine ışık tutacak, hak ve
hürriyetlerine kavuşturacak birliğe nail olmamızı
temenni ediyoruz. Bütün halkımızı ve sizleri, candan
kıymetli aziz milletimizi saygı ve sevgiyle davet
ediyoruz.
SONUÇ
Ahıska 16 Mart 1921 Moskova Antlaşması ile Rusya'ya
terk edildi. Uzun yıllar Rusya tarafında kalan
Ahıska Bölgesi’nin Türk nüfusu sürekli adaletsizlik
ve zulümlere tabi tutuldu, zaman zaman onlara
katliamlar yapıldı. 1944'te Sovyetler Birliği
diktatörü Stalin'in emri ile Ahıska Bölgesi’nin 220
Köyünde 20600 Türk ailesinin bütün malı mülkü
ellerinden alınarak amansız koşullar altında
Orta-Asya'ya sürgüne gönderildi, uzun sürgün
yolculuğu sırasında ve sürgün yerleşim yerlerinde
kısa süre içinde 17 bini çocuk olmak üzere 30 bin
insan hayatını kaybetti.
1989-1990 yıllarında Özbekistan'da "Türklere ölüm!"
sloganı altında gerçeklesen katliamlarda 1000'den
fazla Ahıskalı’ın evleri yağmalandı, ateşe verildi
ve çok sayıda insan öldürüldü.
Sayıları 500 binden fazla olan Ahıska Türkleri bugün
eski Sovyetler Birliği’nin 13 ülkesinde dağınık
halde ağır geçim sıkıntıları içinde yasam
mücadelesini veriyorlar. Bir kısmı da 3835 Sayılı
Kanununa ümit bağlayarak Türkiye'ye göç ederek,
aynı geçim sıkıntılarıyla karşı karşıya
bulunuyorlar.
Rusların egemenliği altındaki ülkelerde Türklerin
hayat koşullarının normal olması mümkün değil.
Türkiye'de Ahıska Türkleri’nin yaşam şartlarının
kötü olması garip ama gerçek.
Ahıska acı gerçekleri hakkında bilgi sahibi olan her
dürüst insan bu adaletsizliği bertaraf etmek için
insaniyet namına TÜRKİYE'Yİ YÖNETENLERE
SESLENMELİ:
-Daha ne kadar bu suçsuz insanlar göz yaşı dökecek?
-Ne zaman Türkiye, yapılmış hataların bilincine
varmak zaruretini kabul edecek ?
-Niçin Türkiye Devleti'nin "masa başı Ahıska kaybı"
fatura bedelini yalnız Ahıskalılar ödeyecek ?
-Türkiye 'deki 70 milyon kardeşimiz Ahıskalıların,
üzüntüsüne ve Ahıska kaybına ortak olmayacak mı ?
Yapılmış hatalar yüzünden mağdur duruma düşen ve
Türk Milleti'nin bir parçası olan Ahıska
Türkleri’nin sorunlarının çözüme kavuşması için
acilen siyasi ve ekonomik tedbirler alınmalı.
Ahıska felaketi Türkiye için şu an itibariyle hazin
bir vefat. Bundan sonra, Türkiye'nin büyük bir dünya
devleti olarak Ahıska Türklerine yapacağı şey, en
az Rusların Ermenilere sahip çıktıkları kadar sahip
çıkmaktır.
Ahıskalıların sürüklenmiş bu dehşet verici çökme,
kaybolma noktasında Türkiye Devleti derhal TBMM'nin
2.7.1992 tarihli ve 3835 sayılı "Ahıska Türklerinin
Türkiye'ye Kabulü ve İskanına Dair Kanununu TBMM'de
tekrar gündeme getirmeli, büyük sorumluluk duygusu
ile kanunu incelemeli ve karara bağlamalı:
Türkiye Devleti kardeşlik ödevini yapmak duygusu ile
her türlü destek ve savunma girişimlerinde
bulunmalı.
Tarihi vatanları Ahıska'ya ger dönmeleri sağlanmalı
veya Türkiye'de insanca yasamaları için gereken
fedakarlığa katlanmalı hiçbir şeyi onlardan
esirgememek sorumluluğu ile hareket edilmeli.
Ahıska Bölgesi'ne benzer verimli topraklara, zengin
doğaya sahip yüz ölçümü de en az Ahıska kadar geniş
bir bölge Ahıska bedeli olarak vurgulanmalı,
buralara devlet tarafından modern köyler kurulmalı
ve Ahıskalıların toplanması bütünleşmesi sağlanmalı.
Eğer Türkiye Devleti bunları gerçekleştirirse Ahıska
Türkleri’nin çilesine son verilmiş olur.
|