|
Özbekistan Fergana Olayları:
1944 yılında Ahıska’dan sürülen Ahıska Türkleri Orta
Asya ve Kazakistan Çölleri’ne yerleştirildiler.
Mecburi göçe tabi tutulan bu insanlar bu çöl
havasına, soğuğuna, insanlarına ve suyuna alışmak
mecburiyetindeydiler. Alışamayanlar, soğuktan ve
hastalıktan 10 binden fazla insan vefat etmişti.
Sovyet Rejiminde sürgün hayatı geçiren Ahıskalılar
hep dışlandılar, üçüncü sınıf statüsünde yaşam
mücadelesi verdiler. Çalışkanlıkları, dürüstlükleri
ile çok kısa zamanda, yerli halktan daha iyi
yaşamaya başladılar. Kendilerine yapılan baskılara,
haksızlıklara rağmen Türklüklerini, örf adetlerini
ve geleneklerini korumaya çalıştılar. Gürcü, Göçmen,
Kafkas, diyenlere karşı Türk olduklarını ispatlamak
için çalıştılar, pasaportlarında Millet yazıldığı
yere " TÜRK" diye yazdırdılar. Hükümet görevlileri
Azeri, Özbek, yazmak istemelerine rağmen,
Ahıskalılar; “Hayır biz Türküz ve Milletimizden asla
vazgeçemeyiz” diye direndiler. Ahıskalılar hariç
eski S.S.C.B de Türk diye resmen kabul edilen başka
millet yoktur. Bu nedenledir ki; Ahıskalılar hiç
sevilmediler ve devamlı KGB'nin takibi
altındaydılar. Ahıska Türkleri Orta Asya ve
Kazakistan'ın kendilerine hiçbir zaman vatan
olmayacağının farkındaydılar. Bundan dolayıda kendi
anavatanlarına Ahıskaya veya Türkiye'ye dönme
mücadelesi veriyorlardı. Gürcistan buna hep
direniyordu. Türklerin Ahıskaya yerleşmesine
karşıydı. 45 Sene sürgün hayatı böyle geçti.1989
Sovyetler Birliği'nin son dönemlerinde Sovyet
Rejimi'nin çökmesi sırasında Sovyetler Birliğini
oluşturan Cumhuriyetler bağımsız bir Devlet olmak
istiyorlardı. İlk Cumhuriyetlerden birisi de
Gürcistan’dı. Ahıskalılar’ın Ahıska Topraklarına
yerleşmesine sıcak bakmayan Moskova Ahıska
Türklerinin meselesini Gürcistan'a baskı yapmak için
alet olarak kullanmaya başladı. Moskova'nın ve
KGB'nin bu ince hesapları Ermenilerin de işine
yaradı. Özbekistan'da çoğu Fergana Vilayeti’nde
oturan Ahıska Türkleri arasında Ahıskaya dönme
faaliyetleri güçlenmiştir. Son zamanlar 1986-89
Özbekistan'daki pamuk yetiştirmedeki yolsuzlukları
hakkında soruşturma yapmak için Moskova'dan gelen
Ermeni asıllı savcı Gıdilyan- İvanov, binlerce Özbek
asıllı insanları tutuklayıp ceza evlerine
gönderdiler. Bu gelişmeler Özbekistan'daki toplum
içinde azınlıklara karşı özellikle Ruslara ve
Ermenilere karşı ayaklanmaya başladılar. Tabi ki KGB
durumu kontrol ediyordu ve gelişmelerden haberdardı.
9 Nisan 1989 da Tiflis ayaklanmasında Gürcü Milleti
Rus ordusuna karşı isyan etti ve çatışmalar çıktı.
Kızılordu, Sivil topluma karşı silah kullandı
onlarca insan öldürüldü. Bu olayları örtbas etmek
için Sovyetler Birliği’nin son Cumhurbaşkanı
Gorbaçov Özbekistan Cumhurbaşkanı Kerimov ve KGB bir
senaryo yazdılar ve uygulamaya başladılar.
1) Gürcistan Devletini zor durumda bırakmak için
Ahıska Türklerini kullanmak,
2) Özbekistan'daki pamuk tarımındaki yapılan
yolsuzlukları ortadan kaldırmak,
3) Özbekistan'daki azınlıklara karşı isyancı olan ve
devleti suçlayan," BİRLİK" oluşumunu yok etmek,
4) Özbeklerin Rus düşmanlığını Ahıska Türkleri
üzerine yönlendirmek, böylelikle iki Türk insanını
birbirine düşman etmek.
Bu yazılan senaryo 1 Mayıs 1989'da uygulanmaya
başlandı. KGB’nin gizli çalışmaları sonucu Özbekler
ile Ahıska Türkleri arasında çok kısa bir zamanda
düşmanlık başladı. 45 Sene dostça, akrabaca yaşayan
bu iki toplum arasındaki olumsuz gelişmeler
Özbekleri ve Türkleri hayretler içinde bıraktı, her
yerden Ahıskalılar tehdit edilmeye başlandılar,
işten çıkarıldılar, sevilmeyen bir toplum haline
geldiler. Alışveriş merkezlerinde, halkın yoğun
olduğu yerlerde, Ahıska Türkleri’nin Özbek
çocuklarına, kadınlarına yaptığı işkencelerin
tablolarını ve “Türklere ölüm” pankartlarını asmaya
başladılar. (Böyle bir şeyin Ahıskalıların
yapacağına Özbek halkı inanmıyordu ama KGB bu konuda
çok ısrarlıydı eğitimsiz, cahil insanlara bunu
anlatmaya devam ediyordu.) Ahıskalılara artık süre
veriliyordu Özbekistan'ı terk edeceksiniz diye
Haziran 1989'da Ahıska Türkleri’nin yoğun olduğu
Fergana Bölgesi’nde 14-20 yaşındaki gençlere
uyuşturucu, bol miktarda alkol verildi,
Ahıskalılar’ın evlerine kırmızı işaret konuldu. Bu
evlerin yakılmasını emredildi, karşılık verenlerin
öldürülmesi istendi. Fergana olayları böylelikle
başlamış oldu ve çok hızlı şekilde diğer bölgelere
sıçradı.
Binden fazla evin yakılıp yıkılması, 300'den fazla
günahsız insanın ölümü, binlerce kadına, çocuğa ve
yaşlıya yapılan işkenceler ile sonuçlanan bu dehşet
verici olaylar Fergana Bölgesi’ndeki 20 bine,
Özbekistan'da 100 bine yakın insanın sürgünü ile
sonuçlandı. 45 sene Özbekistan'daki yaşamamız boşa
gitti. Alın teri ile kuruş kuruş biriktirip
yaptırdığımız evler yakıldı, yağmalandı. Mal, mülk,
bağ, bahçe, her şeyi kaybettik. Canlarını kurtaran
Ahıskalılar kendilerine bir yuva, bir ev edinmek
için Özbekistan'ı terk etmek zorunda kaldılar.
Merkezi Moskova'da olan basın ve haber kaynakları
Rus askerlerini Ahıska Türkleri’nin kurtarıcısı
olarak gösterdiler. Sanki Kızılordu olmasaydı,
Ahıskalılar öldürülecekti. Böylelikle KGB
tereyağından kıl çeker gibi sıyrılmış! oldu. Askeri
uçaklar ile Rusya'nın Kursk, Belgorod, Tula,
Smolensk vilayetlerine 70-80 Rus ailesi içine 3-5
Türk ailesi yerleştirildi. Rusya Devleti'nin
özellikle bu beş vilayeti seçmesi, önceden
hazırlanmıştı. Yerli halkın siz geçen sene
gelecektiniz, neden böyle geç kaldınız demeleri,
senaryonun eskiden yazıldığını ortaya koydu.
Olayları KGB'nin çok uzun süredir hazırladığı ve
başarı ile sonuçlandığı gösteriyordu. Son olarak
Ocak 1990'da Özbekistan'ın başkenti Taşkent'te
Ahıska Türklerine yapılan saldırılar ve 100’e yakın
evin yakılması Özbekistan Devleti'nin; “Biz sizlere
güvence veremiyoruz, Özbekistan'ı terk edin” demesi,
Özbek Devletinin de bu senaryo içinde olduğunu
gösteriyor. Böylece koskoca Sovyet Devleti bir
avuç Ahıska Türkü'nün can ve mal güvencesini
sağlayamadı mı? yoksa sağlamadı mı? Fergana
olaylarından sonra kimlerin ne kazandığına bir
bakalım:
Özbekistan ne kazandı:
1) Fergana'da nüfusun yoğun olduğu bölgede 20 bin
insanın bölgeyi terk etmesiyle boşalan evlere ve iş
yerlerine, ev ve toprak sorunu olan yerli Özbek
halkının yerleşmesiyle Devletin Milleti ile
barışmasını sağladı.
2) Özbekistan'da pamukta yapılan yolsuzluklar bu
olaylar nedeniyle unutuldu ve kapatıldı.
3) Devlet yönetimini beğenmeyen "BİRLİK" Partisi
yetkilileri tutuklandı, cezalandırıldı, "BİRLİK"
Partisi dağıtıldı.
Rusya ne kazandı:
1) Özbekistan'daki azınlık statüsündeki Rusların
Özbekler tarafından yaptırılacak mecburi göçünü
durdurdu.
2) Rusya'nın bırakılmış, terk edilmiş köylerine
insan gücünü götürdü, Ahıskalıları yerleştirerek
tarıma yararlı topraklarda tarım ve hayvancılık
yapmalarını sağlayıp, ucuz mahsül yetiştirip büyük
şehirlere yerleşmiş Rus halkının geçimini sağladı.
3) Dillerine ve dinlerine çok düşkün olan bu Türk
Toplumunu Rusların içine yerleştirerek asimile edip,
Türk sorununu ortadan kaldırmak istedi. Fergana
Olaylarında kaybeden her zamanki gibi Ahıska
Türkleri oldu.
İster 1944 Ahıska sürgünü, ister 1989 Özbekistan
Sürgünü, Ahıskalılara sadece ve sadece Türk
oldukları için yapılmıştır. Yapılanlar insan
haklarına aykırıdır. Yapılan haksızlıkları ve
bugünkü sorunlarımızı, uluslararası platforma
taşımamız gerekir. Başta Türkiye Devleti olmak
üzere, milli davalarımıza sahip çıkan kurum ve
kuruluşlarla birlikte ABD ve Avrupa Ülkeleri Ankara
Büyükelçiliklerine giderek, Birleşmiş Milletlere,
Avrupa Parlamentosuna, Helsinki İnsan Hakları
Komisyonuna, yazılı şekilde sorunları aktarmamız ve
çözüm yollarına destek istememiz gerekiyor.
Gürcistan'da ve Özbekistan'da mecburen terk
ettiğimiz ev, toprak, mülkiyetimizin geri iadesini,
sürgün ve soykırım sebepçilerinin cezalandırılmasını
talep edelim.
Ahıska Türklerinin Ahıska Topraklarına dönme
mücadelesi
Ahıska Türkleri, 1944 Ahıska Sürgünü’nden sonra sıkı
yönetim ve zor şartlar altında yaşamaya ve Ahıska’ya
geri dönme mücadelesine başladılar. İlk gizli
komiteler 1956’ dan sonra kurulmaya başladı.
Ahıska Türkleri’nin
temsilcileri 1957'de Moskova'ya gelerek vatana
dönmek için ilk müracaatlarını yaptılar.
Kendilerine, "Siz Azerîsiniz! O hâlde Azerbaycan'a
dönebilirsiniz..." diye cevap verildi.
Zehirli yılan çeşitleriyle meşhur Mugan Bozkırı’na
yerleşmek üzere Azerbaycan'ın Saatli Bölgesi’ne
gelmelerine izin veriliyordu. 1958'de, bazı aileler
bunu kabul ederek, kendi vatanlarına yakın
gördükleri Azerbaycan'a geldiler. Buradan Ahıska'ya
geçmek kolay olur diye düşünüyorlardı.
Nitekim bunlardan birkaç yüz aile -bazı kaynaklarda
245 aile- 1960 Temmuzu ile 1961 Şubatı’nda Ahıska
Bölgesine geçmeye teşebbüs ettiler. Fakat sonuç
istedikleri gibi olmadı. Gürcistan Komünist Partisi
Birinci Sekreteri W. Mzhavanadze tarafından geri
çevrildiler.
1963'te Gürcistan KP ikinci sekreteri olan
Zemliansky, Türklere anlayışlı davranacağına dair
söz verdiyse de, birkaç ay sonra ölümü, bu vaadi de
toprağa gömdü.
1964 Şubatında Taşkent'te yapılan Halk Kongresine
diğer sürgün bölgeleri de dahil 600 civarında delege
katıldı. Burada "Millî Hakların Müdafaası İçin Türk
Birliği" kuruldu. Başkanlığına da Enver Odabaşev
seçildi. Kendisi malûl bir harp gazisi ve
tarihçiydi. O’nun önderliğinde hareket eden
temsilciler Moskova'dan, Gürcistan yetkililerine
baskı yapmalarını ve vatan yolunun açılmasını
istiyorlardı.
1968 Nisanı’nda Taşkent yakınlarındaki Yeniyol'da
bir gösteri yaptılar. Ardından da yüzlerce kişi
tutuklandı. Yine aynı yıl Yüksek Sovyet Prezidyumu
onlara, bütün Sovyet vatandaşları gibi iş ve
pasaport kanunları çerçevesinde, ülkenin her yerinde
yaşama ve çalışma haklarını verdiyse de, vatana
dönüş konusunda bir gelişme olmadı.
Ahıskalılar’dan bir grup da SSCB Başsavcılığına
başvurmuştu. Gürcistan SSC Savcılığından gönderilen
30 Mayıs 1964 tarihli cevap yazısında: "1944 yılında
Ahıska, Aspinza ve Adigön İlçelerindeki nüfusun
sürülmesinin yasal olup olmadığı konusunda SSCB
Başsavcısı R.A. Rudenko'ya gönderilmiş toplu imzalı
mektup Gürcistan SSC Savcılığına intikal etmiştir."
denilerek, yasallık hususunun Gürcistan SSC
Başsavcılığınca çözüme kavuşturulacağı
belirtilmektedir.
1968 Kasımında Sovyet KP Merkez Komitesi Sözcüsü
B.P. Lakovlev, kendisine gelen bir Türk temsilciler
heyetine, vatanları olan Ahıska yöresine
dönüşlerine müsaade edileceğini vaad etti. Bu vaade
sevinerek Ahıska'ya hareket eden yüzlerce Türk
ailesi, mahallî yöneticilerin engelleriyle
karşılaştılar. Çalışma belgeleri verilmedi, askerlik
problemleri çıkarıldı ve taşınmak için vasıta
verilmedi. Azerbaycan'dan gelenler de Gürcistan
hududunda durduruldular. Eşyalarını bırakıp tek
başına girenler de Gürcü idareciler tarafından
sınır dışı edildiler.
1969 Ağustosunda 120 kişilik heyete Merkez
Komitesi'nde hakaret edilerek geri çevrildi. Onlar
da isteklerini ve gerekirse Sovyet vatandaşlığından
vazgeçebileceklerini dile getiren bir bildiri
yayınladılar.
6 Nisan 1970'te, eğer Sovyet yönetimi Ahıska
Türklüğünün millî davasının çözümünde eski katı
tutumunda ısrar ederse, Türkiye'ye göç etmeyi
kararlaştırdılar. Buna müsaade edilmesi için de,
aralarından seçtikleri Muhlis Niyazov, İslâm Kerimov,
T. İlyasov, hareketin lideri Enver Odabaşev'le
birlikte Türkiye'nin Moskova Büyükelçiliğime
müracaat ettiler.
2 Mayıs 1970'te "Biz Türküz!" diye başlayan bir
beyannameyi açıkladılar.
Yine 1970 yılı içinde vatana dönme teşebbüsleri,
Gürcistan yetkililerince şiddetle engellenmiştir.
Bugünkü Gürcistan Devlet Başkanı Eduard Şevardnadze,
o zaman İçişleri Bakanı iken, Ahıska'ya dönmek üzere
Tiflis'e gelen binlerce Ahıska Türkü'ne karşı cop,
basınçlı su vs. kullanarak geri çevirmiştir.
14 Şubat 1971 'de toplanan Enver Odabaşev'in
başkanlığındaki Kurtuluş Komitesi, tebliğde dile
getirilen isteklerin yerine getirilmesini tekrar
talep etti. 15 Mayısta –bazı kaynaklarda 15 Martta-
Türkiye'ye göç etmek isteyenlerin listesi
Moskova'daki Türk elçiliğine verildi.
4 Mayıs 1971'de Millî Hakların Müdafaası için Türk
Birliği'nin Mütevelli Heyeti Başkanı O. Selimov,
Sovyet Hükümeti yetkilileriyle, BM Genel Sekreteri U
Thant'a 2 Mayıs 1970 tebliğinde sözü edilen
hususlardan bahseden dilekçeler yolladı. 9 Mayısta
61 kişilik bir heyet Sovyet Başbakanı Podgorni ile
görüşmek istediler. Bir zaman sonra, daha alt
seviyede yöneticiler tarafından kabul edilen heyete
sert bir şekilde, vatanlarına dönmelerinin mümkün
olmadığı bildirildi. 18 Mayısta tekrar müracaat
ederek göç izni istediler. Seyfatov, Mehmedov ve
Niyazov adlı üç temsilci Türk elçiliğine giderken,
Sovyet polisi tarafından tutuklandılar. 18 Temmuzda
yüzlerce Türk, BM Genel Sekreteri ve Türk
parlamentosuna yazılan mektupları imzaladılar. Bu
hareketten sonra Odabaşev de yeniden tutuklandı.
Bakü'de iki yıl hapse mahkûm edildi.
1972 yılında cemiyetin yeni önderi Seyfatov, Sovyet
KP Sekreteri Brejnev, BM Genel Sekreteri Waldheim ve
Türkiye Başbakanı Ferit Melen'e müracaat etti.
Bu mücadeleler, ne yazık ki hiçbir sonuç vermedi.
Ahıska Türkleri, yaşamakta oldukları Orta Asya Türk
Cumhuriyetlerinde kendi kaderleriyle baş başa
yaşarken, 1989 Fergana olayları baş gösterdi. Onları
yeni sürgünler bekliyordu. Öyle oldu, Özbekistan
topraklarından da çıkmak zorunda bırakıldılar. Şimdi
onlar, eski Sovyetler Birliği'ni oluşturan
coğrafyanın her tarafında hayat mücadelesine devam
etmektedirler.
Ahıska Türkleri’nin: BUGÜNÜ
Ahıska Türkleri, 1944 Sürgünü’nden sonra
yerleştirildikleri Türkistan (Orta Asya) ülkelerinde
(Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan'da) yeni bir
hayata başladılar.
Eski Sovyetler Birliği’nde Türk kelimesini
kullanmak, Türkçe konuşmak yasak iken Ahıska
topraklarına dönme mücadelesini başlatan başta Enver
Odabaşı, bu davanın devamcısı Yusuf Serveroğlu olmak
üzere bu davaya katkıları bulunan büyüklerimize
teşekkür eder, ölenlere de Allah dan rahmet dileriz.
Bu yolda canını, malını, işini ve ailesini kayıp
eden insanlarımız vardı. Vatan uğrunda cezaevlerinde
yatan, her şeyi göz önüne alan cesur insanlarımızı
bu millet unutmayacaktır. Ahıska topraklarına dönme
mücadelesi bugün de devam etmektedir. Mustafa Kemal
Atatürk’ün değimiyle: “Vatan toprağı kutsaldır,
kaderine terk edilemez.”
Bugün birileri kalkıp da biz Ahıskalılara: “Neden
toprağınızdan vazgeçtiniz, bu topraklar için neden
savaşmadınız” diye söyleyemez. Ahıska Türkleri
olarak Ahıska’ya dönme mücadelemizi sonuna kadar
verdik. Gürcistan Devleti bize Türk adı ile Ahıska
Topraklarına yerleşmemize imkan vermiyor. Gelin
dininizi, dilinizi değişin yani; Gürcü olun diyor. O
zaman da bakarız Ahıska’ya değil de Gürcistan’ın her
hangi bir bölgesine yerleştirebiliriz, sözleri bize
yapılan haksızlığı ve soykırımın derecesini
göstermektedir. Biz Ahıska Türkleri olarak Ahıska
topraklarına Türk adı ile Türk olarak yerleşmek
istiyoruz. Ahıska Toprakları bizim baba yurdumuzdur.
1700 yıllık Türk yurdudur. Biz orda iken Gürcü
milleti yoktu. Bunu Gürcistan Devleti de çok iyi
biliyor. Bu nedenledir ki; göç etmemizi engelliyor.
Artık bu problem milli bir dava şekline gelmiştir.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Rusya Federasyonu ve
Gürcistan Devleti arasında yapılacak müzakereler
sonucu çözüme kavuşacağı inancındayız.
AVRUPA KONSEYİ
1956 yılından bu yana dönemin Sovyet hükümeti ve
Gürcistan devleti topraklarından haksız yere sürgün
edilen Ahıska Türkleri’nin Ahıska’ya
yerleştirilmesine olumlu bakmamış, ve çeşitli
bahanelerle taleplerimizi reddetmiş. Sovyetler
Birliği dağıldıktan sonra Gürcistan devletinde büyük
değişiklikler yapıldı. 1999’ da Avrupa Konseyi’ne
üye olunurken, Avrupa Konseyine kabulünden itibaren
iki yıl içinde Sovyet rejimi tarafından zorla göç
ettirilen Ahıska Türkleri’nin vatanlarına iadeleri,
Avrupa Konseyine girişinden itibaren üç yıl içinde
vatana iade ve entekresyon sürecini başlatmaya ve 12
yıl içinde göçü tamamlamaya söz vermiştir. Söz
konusu konseyde 5 sene geçmesine rağmen hiçbir
çalışma yapılmadı. Bunun sebepleri arasında Aphazya
ve Güney Osetya’da kaynaklanan büyük sayıdaki
mülteciler bunlarla ilişkili problemler ve ülkenin
içinde bulunduğu ekonomik durumu bahanesiyle bütün
çalışmalar durdurulmuştur. Halbuki II. Dünya
Savaşı’nda yoksulluk ve açlık olduğu bir zamanda yüz
yirmi bin insanı iki saat içinde sürdüler. Aradan 60
sene geçmesine rağmen yeni bahaneler uyduruyorlar.
Ahıska Türklerinin Ahıska’ya dönememelerinin
sebepleri:
1- Ülkedeki mevcut ekonomik durum Gürcülere göre
Ahıska Türkleri’nin Gürcistan’a dönmelerini imkansız
kılıyor. Ancak Gürcistan böyle bir göç
başlattığında, Uluslararası kuruluşlar Gürcistan’a
ekonomik destek vereceklerini beyan etmişlerdir.
2- Problemin çözümünü engelleyen faktörlerden biri
de; Ermenistan faktörüdür. Ermenistan’dan gelen
diplomatik baskı ve Ermeni Diasporasını tutumu
Ahıskalıların gelişi ile bölgede sosyal
huzursuzlukların baş göstereceği ve etnik
çatışmaların çıkacağı iddialarını sürdürmekteler.
3- Ahıskalıların geri dönememelerinin bir faktörü de
Ahıska Türkleri’nin Türk ve Müslüman olmaları.
Gürcistan Ahıskalıları’nın geri dönüşlerini, ancak
Ahıskalıların Gürcü dilini ve dinini kabul
etmeleri, Gürcü soyadlarını almaları halinde mümkün
olacağını defalarca söylemişler.
Gürcüler Ahıskalıların Gürcü olduklarını söylemek
istiyorlar. İnsan sormaz mı; neden o zaman 1944
de Ahıska Türkleri’nin sadece Türk oldukları için
sürüldüklerini, neden bu baskı ve zulümler, insan
kendi soyuna böyle yapar mı ?
Sürgün zamanı Türk diye birkaç Gürcü ailesi
yanlışlıkla sürülüyor. Bu olayı duyan Stalin, bu
göçten sorumlu Beriya’ya talimat veriyor, diyor ki;
15 gün içinde yanlış sürülmüş birkaç Gürcü ailesini
geri getireceksiniz. Beriya 15 gün içinde sürgün
bölgelerini gezip yanlış sürülmüş Gürcü ailelerini
Gürcistan’a getiriyor ve yerleştiriyor. Ama
Ahıskalılar Türk oldukları için 60 senedir geri
dönemiyorlar. Ahıska Türklerini Türk oldukları
uluslararası platformları tescil edilmiştir. 1998
Hollanda’nın Labey şehrinde AGİT ve Birleşmiş
Milletler Yüksek Konsey toplantısında Ahıska
Türleri’nin Türk oldukları kabul edilmiştir. Problem
bir etnik kimliğin tescilinden ziyade bir halkın
mağduriyetinin giderilmesindedir. Gürcülerin bir
iddiası da Ahıska Türkleri geri geldikleri zaman
bağımsızlık talep edeceklerdir. Gürcü yetkililer
Ahıska Türkleri toprak talebinde bulunabilirler
endişesiyle “ya hiç getirmeyelim, getirmek zorunda
kalırsak Ahıska’ya yerleştirmeyelim” şeklinde
düşünmekteler. Biz Ahıskalılar’ın böyle bir toprak
iddiamız yok. Biz sadece kendi baba yurdumuz
Ahıska topraklarına Türk adı ile yerleşmek
istiyoruz. Çünkü, 1700 yıllık Türk yurdu Ahıska’dan
Türk adı ile sürülmüştük. Son olarak Ahıska
Türkleri’nin talep ettikleri topraklarda yer
sıkıntısını öne sürmekteler. 1988 de Moskova’da,
S.S Slobodnik başkanlığında devlet komisyonu
oluşturulmuş ve Ahıska Bölgesi’ni gezmişler.
Sonuçta Ahıska da 220 köyde 88’inin boş olduğunu ve
tarım arazilerinin %70’ini kullanmadığını tespit
edilmiştir.
Ahıska Tükleri’nin geri Ahıska’ya dönmelerini hem
Gürcistan için hem de Ahıska Türkleri için çok
önemlidir. Gürcistan yarım asırdan fazla süren bir
adaletsizliğe son veren devlet olarak büyük bir
prestij kazanacak, başta Türkiye ve Avrupa Birliği
ülkeleri arasında güven kazanacak, Avrupa Konseyi,
Birleşmiş Milletler, AGİT, Türkiye ve Uluslararası
yardım kuruluşları harekete geçecektir. Ahıska
Bölgesi’ndeki imar-iskan faaliyetleri ülkede
ekonominin canlanmasına etkide bulunacaktır. Bakü-Tiflis-Ceyhan
Petrol Boru hattının kilit ülkesi Gürcistan için
daha fazla önem ifade edecektir ve en önemlisi
Ahıska Türklerinin 60 senelik vatan hasreti sona
erecektir.
Ahıska vatan toprağıdır, insan her şeyden vazgeçer
ama vatan toprağından ve bayrağından asla ve asla
vazgeçemez. Biz sürgündeki Ahıska Türkleri’nin
çocukları olarak, babalarımıza ve dedelerimize
yapılan bu soykırımı unutmayacağız ve bu mukaddes
topraklardan vazgeçmeyeceğiz.
Ahıska Türkleri’nin bugünü
Eski Sovyetler Birliği’nde yarım milyon civarında
Ahıska Türkü (Rusya, Ukrayna, Kazakistan,
Kırgızistan, Özbekistan, Kuzey Kafkas) ülkelerinde
darma dağınık bir hayat mücadelesi vermekteler.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti 1989 Özbekistan
olaylarından sonra Türkiye gündemine gelen Ahıska
Türkleri’nin araştırmasını yapmaya başladı ve bu
Türk toplumunun sorunlarını çözüm yolunu Türkiye’ye
göç etmekte buldu.
02.07.1992 Tarihli, 3835 Sayılı Ahıska
Türklerini’nin Türkiye’ye Kabulü ve İskanı Kanunu
kabul edildi.
Ahıska Türkleri ile ilgili
GENELGELER
TARİH SAYI KİŞİ
12.03.1997 10850 6652
14.05.1998 4360 5688
01.04.2000 588 8022
31.07.2002 5006 5708
10.10.2003 182008-1196 2726
05.08.2004 144859 (30.10.2004 tarihine kadar başvuranlar)
Rusya’da yaşayan Ahıska Türkleri’nin sorunları
Rusya’da, özellikle Krasnodar Bölgesi’nde Ahıska
Türkleri sevilmeyen insan yerine konulmayan, insan
hakları ve yetkileri ellerinden alınmış, eğitimsiz,
sağlıksız toplum haline gelmişler. Rus Devleti bir
kısmına sadece Rus pasaportu vermiş, çoğunluk bu
haktan da mahrum kalmış, özellikle Krasnodar
Bölgesi’nde Ahıska Türkleri’nin durumu çok vahim bir
hal almış, soykırım ile karşı karşıyadırlar. Bir
Türk toplumu olarak, bu haksızlıkları kaldırabilecek
ne güçleri, ne de dermanları kalmış, çaresizlikten
ne yapacaklarını bilemez bir durumdadırlar.
Türkiye Devleti’nin de bu insanlara sahip çıkmaması
Ahıska Türklerini iyiden iyiye ümitsizliğe itmiştir.
1989 Özbekistan olaylarından sonra yüz binden fazla
Ahıskalı Özbekistan’dan mecburen çıkartıldı.
Rusya’nın beş vilayeti ve köylerine zorunlu olarak
yerleştirildi. Amaç belliydi. Bu uygulamaya rivayet
etmeyen on beş bine yakın Ahıska Türkü Krasnodar
Bölgesine kendi imkanlarıyla yerleştiler, evleri
satın aldıktan sonra; yerli hakimiyet Ahıskalılara;
“siz buralarda ikamet edemezsiniz, burası sadece
Rusların ve Ermenilerin ikametine açık. Siz Türk
adıyla buralarda yaşayamazsınız” dediler. Evler
alınmıştı ancak, tapuları verilmediği için satıp
gidemediler. Ahıska Türkleri bu nedenlerle 15 yıldır
Krasnodar da insanlık dışı baskılar altında yok
edilme, sürülme ve ezilme politikalarıyla karşı
karşıya bırakılmış, kaderlerine terk edilmiştir. Bu
olayların Türk basınında ve medyasında yer
almamasının sebebi belli değil. Ahıskalılara yapılan
insanlık ayıbı Avrupa ülkelerine ve Amerikan
Senatosuna kadar gitti. İnsan Hakları Dernekleri bu
konuyu ciddiye alarak gündeme aldılar. Konunun çok
vahim olduğunun farkına vararak dil ve din ayrımına
bakmayarak iyi veya kötü Ahıskalılara sahip çıkıldı.
Kendi Türk insanına sahip çıkmayan bazı medyaların
Türk medyası olduğuna şüphe duyuyorum. 2004 Eylül
ayında Rusya’nın Rostov ve Krosnadar Vilayetlerinde
gezim sırasında eski Sovyetler Birliği vatandaşı
olan Ahıska Türkleri yıllarca emek ve hizmet
ettikleri Rus Federasyonunda insanlara reva
görülmeyen muameleler Ahıskalılara yapılmakta. Tarım
ve Ağır sanayinin yükselmesinde büyük katkıları
olan, II. Dünya Savaşında 25 bin şehit vermiş bir
topluma: “sen Türksün senin burada yerin yok
Ahıskaya, Türkiye’ye veya cehenneme git yeter ki Rus
topraklarını terk et” demeleri ve bunun devlet
seviyesinde yapılması çok üzücüdür. Yapılanlar
Ahıska Türkleri’nin kötü insanlar oldukları için
değil, Türk oldukları için yapılmaktadır. Ahıska
Türkleri’nin arkasında Türkiye Cumhuriyeti Devleti
dursaydı, destekleseydi Rusya’nın ve özellikle
Krasnodar Valisi Tkaçov’un başı derde girecekti.
Çünkü; Rusya’daki Ahıska Türkleri’nin insanlık
hakları engellenmiş insanlık suçu işlenmiştir.
Ahıskalılar davacı, ama kimi kime dava edecekler?
Ahıska Türkleri konusunda T.C. Devleti üzerine
düşeni tam olarak yapmadı. Halen yürürlükte olan
3835 sayılı Ahıska Türkleri’nin Türkiye’ye Kabulü ve
İskanı Kanunu tam olarak çalıştırılsa, Rusya’daki ve
özellikle Krasnodar’daki 20 bine yakın Ahıskalı T.C.
Devleti topraklarına yerleştirilebilirdi. Devlete
ait Ceylanpınar, Altınova, Çorlu üretme çiftlikleri
Ahıskalılar için yerleşime müsait yerlerdir. Hükümet
yetkilileri Krasnodar’daki Ahıska Türk
temsilcilerini Ankara’ya davet edip sorunlarını
bizzat kendi ağızlarından dinlemesi gerekiyor. Çözüm
yollarının birlikte araştırılması gerekiyor.
A.B.D.’ye göç eden Ahıskalılara Amerika üç yıllık
faizsiz kredi veriyor ve kabul ediyorsa neden
Türkiye benzeri bir uygulama yapmıyor. Tek kelime
ile Rusya’da yaşayan Ahıska Türkleri’nin durumu çok
vahim, Türkiye Devleti’nin ve 70 milyon Türk
insanının bu insanlara sahip çıkması gerekiyor.
Yarın çok geç olabilir. Uluslararası Ahıska Türk
Dernekleri Federasyonu Başkan yardımcısı İzmir
Ahıska Türkleri Dernek Başkanı ve bir Ahıskalı
olarak Rostov ve Krasnodar Vilayetleri’nde 15 günlük
gezim sırasında, oradaki zor durumda olan ve
Amerika’ya zorunlu göçe tabi tutulan insanlarla
toplantılar yaptık. 20’den fazla Ahıska
Türkleri’nin önde gelen insanları ile
görüşmelerimizin sonucunda: istemeyerek Amerika’ya
göç ediyoruz ve hepsinin ortak isteği; “Türkiye
Devleti’nin kendilerine sahip çıkması ve Amerika’ya
olan mecburi göçü acilen durdurarak Türkiye
topraklarına İskanlarının sağlanmasını” dır.
Krosnadar’daki yaşayan insanların dramını yerinde
incelemek, umutsuzluğa kapılmış Ahıskalıların
dertlerini kendi ağızlarından dinlemek ve doğru
yolu, çıkış yolunu göstermek birazcık umut
ışıklarını yakmak için ağabeynski, Apşiron ve
Beloreçinski Reyonlarındaki Ahıska Türkleri ile
gizli görüşmeler yaptık. Önde gelen isimlerden,
kendi ağızlarından söylediklerini bizzat aktarmak
istiyorum; Servel Tederov (Eski Ahıska
Türkleri Cemiyeti Krosnadar Başkanı):
“Krosnadar’da yaşayan bizler istemeyerek mecburen
Amerika’ya göç ediyoruz. Biz Moskov’daki Başta
Türkiye Büyükelçiliği olmak üzere tüm yabancı
büyükelçiliklere durumumuzu bildirir bir rapor
sunduk. Raporda 15 senedir Krosnadar Valiliğinin
Ahıskalılara sadece Türk ve Müslüman oldukları için
yaptığı zulümleri bildirir raporumuz idi. Birkaç ay
sonra Amerika Büyükelçiliğinden olumlu yanıt geldi.
Uluslararası insan hakları temsilcileri birkaç gün
Ahıska Türkleri’nin evlerini Ziyaret ederek bilgi
aldılar ve A.B.D.’ye göçmen bürosu tarafından
Formlar dağıtıldı. “Bu şartları kabul ederseniz
sizi A.B.D. vatandaşlığına alırız” dediler. Çok
zor şartlar altında ve çok zorlanacağımızın farkında
ola, ola ABD’ye gitmeye karar verdik. Evet dilimizi
ve dinimizi kaybedebiliriz. Ama buna sebep olan biz
olmadığımızın inancındayız. Bize sahip çıkmayan, el
uzatmayan, bizi tek başına bırakanlar bunun
sebepçileridir. Halen geç kalmış değiliz. Bugün bile
sahip çıkılsa bizler vatanımıza koşa, koşa geliriz.
Ahıska Türkleri olarak Türk Bayrağını ve Milletini
canımızdan çok seviyoruz. O toprak için bile olsa
canımızı feda edebiliriz. Lütfen bize sahip çıkın
vatanımıza yerleştirin.”
Abinski reyonunda ikamet eden Ahıska Türkleri yeni
başkanı Server Ispahev: “15
senedir buralarda ayakta kalma, yaşam mücadelesi
veriyoruz. Ruslar, Ermeniler ve yerli Kazaklar
tarafından baskılar altındayız. Bugün de Amerika’ya
gönderilmek isteniyoruz. Şu ana kadar Abinski
reyonundan 90 aile gitti. ABD şartları çok ağır,
amma biz mecburuz. Başka bir çıkış yolunu
görmüyoruz. 60 senedir Ahıska topraklarına dönmek
için verdiğimiz mücadeleler sonuçlanmadı. Gürcistan
Devleti yöneticileri yalan söylediler, hep
oyaladılar. Türkiye Devleti de Bu konuda bizi tek
başımıza bıraktı. Bize sahip çıkmadı, biz Ahıska
Türklerini çok üzdü, sesimiz ta Amerika’ya kadar
gitti, ama Türkiye bu imdat sesini duymadı. Biz Türk
adı ile bu eziyetleri çekiyoruz. Türkiye’yi
yönetenler zor duruma düşen Ahıska Türklerine el
uzatmalıdır. Yarın çok geç olabilir.”
Ahıska Türkleri Cemiyeti Gençlik Kolları Başkanı
Cihangir Cebiroğlu:
“Son 15 senede Krasnodar’da Ahıska Türklerine
yapılan zulümleri bütün dünya bildi, gazeteler
yazdı. Amerika ile hiçbir bağlantımız olmadığı
halde, gelip bizim aramızda araştırma yaptılar ve
Amerika’ya götürmeye karar verdiler. Neden
Türkiye’den bir devlet adamı bir bakan veya millet
vekili Krasnodar’a gelmedi derdimizi sormadı, bize
sahip çıkmadı. Biz gençler Türkiye’yi karşılıksız
seviyoruz, o topraklarda yaşamak bizimde doğal
hakkımızdır. Ay Yıldızlı Kırmızı Bayrak benimde
Bayrağımdır. Amerikan Bayrağı altında Amerikalı
olmak istemiyoruz. Diz çöküp T.C. Devleti
yöneticilerine sesleniyorum; 60 senedir
Ahıskalılara yapılan zulümlere son verilsin ve bu
millete sahip çıkılsın.”
İslam Mikailov Belareçinski Reyon Ahıska Türkleri
Cemiyeti Başkanı: “Biz
Belareçinski Reyonunda yaşayan 300’e yakın aile
sakinleri Amerika’ya göç dilekçesini vermedik. Bu
nedenledir ki üstümüzde çok büyük baskılar var.
Dışarıya çıkamıyoruz. Her görüldüğümüz yerde; ‘ne
zaman buraları terk edeceksiniz’ diyorlar. 1998 ve
2002 yıllarında Moskov’daki Türk Büyükelçiliği’ne
Türkiye’ye Göç ile ilgili dilekçeler verdik. Ama bir
yanıt alamadık ve dilekçelerimizde ortalıktan
kayboldu. Biz Türkiye’yi, Kars, Konya, İstanbul
Türkleri kadar seviyoruz, uğrunda, gereğinde
canımızı feda ederiz. Lütfen bize sahip çıkın.
İnanın size yük olmayacağız.”
RUSYA TELEVİZYON KANALINDA AÇIK OTURUM
Krasnodar Valisi Tkaçov’un; 25 Mart 2002 tarihinde
Moskava’da yayın yapan merkezi televizyon kanalının
‘söz özgürlüğü’ adlı programındaki
konuşmasını duymuştum. Eylül 2004 Rusya gezim
sırasında elde ettiğimiz video kasedini izledikten
sonra, insan hayretler içinde kalır. Bir devlet
adamının ve onu destekleyen bazı Rus yöneticilerinin
sözleri düşündürücü ve üzücüdür. Söz konusu
programdan bazı önemli açıklamaları kısaca olarak
ifade etmek isterdim. Bu programda Krosnadar
valisi Aleksandır TKAÇOV, Krosnadar Bölgesi’nde
yaşayan Ahıska Türkleri’ni ‘yasa dışı mülteci
‘olarak anlatıyor ve bunların bölgeden
çıkartılacağını söylüyor. Program sunucusu
Ahıska Türkleri’nin nesini tespit edeceksiniz
sorusuna TKAÇOV: “Rus Kazakları ile sivil polis
Ahıska Türlere evlerine baskınlar yaparak, sıkı
kontrol uygulanarak ve devam ediyor, Ahıskalıları
yakalayıp kamplara toplayacağız, sorguya çekeceğiz,
para cezası vereceğiz, nerden ve neden geldiniz diye
soracağız, sınır dışı edeceğiz.”
Devletin valisi insanlık tarihinin en zalim adamı
Stalin’in ve Sovyet rejiminin Ahıska Türklerine
yaptığı insanlık dramından habersiz görünmektedir.Ahıska
Türkleri eski Sovyet vatandaşı idiler. Sovyet
kanunlarına göre de ülkenin her yarinde ikamet
hakları vardır. Ama Tkaçov sınır dışı etmekte
kararlıdır. Program sunucusunun: ‘Neden Ahıska
Türkleri’nin gitmesine ısrarcısınız?’ sorusuna
Tkaçov: ‘Yugoslavya’da Sırpların, Hırvatları
misafir göçmen olarak kabul ettiklerini, bir süre
sonra Hırvatların çoğalması ile Sırpların kendi
halklarını kaybetmeleri’ örnek gösterdi ve
Tkaçov sözlerine böyle devam etti: “Ahıska Türkleri
Krasnodar Bölgesi’ne seksen dokuz Fergana
Olayları’ndan sonra geçici olarak geldiler. ‘Biz bir
sene yaşayıp Ahıskaya gideceğiz’ dediler, ama on iki
on üç senedir gitmiyorlar, bu problem bitsin artık.’
Ahıska Türkleri’nin çok farklı gelenekleri,
dilleri ve inançları var. Valinin bu sözleri
nasıl bir Slav Irkçı olduğunu göstermektedir. İnsan
sormaz m; şerefinizi, namusunuzu korumak için
Krasnodar’da yaşayan bir avuç Ahıskalıyı yok etmeniz
mi gerekiyor?. Sorular üzerine Vali devam ediyor: “Ahıska
Türklerini en kısa zamanda çartır uçakları ile
bölgeden uzaklaştıracağız.” Nereye göndermek
istiyorsunuz sorusuna: “Gürcistan’a, Türkiye’ye,
nereye giderseler gitsinler bizim için önemli olan
Krosnadarı terk etmeleridir.” Bu programa
iştirak eden Rusya Federasyonu Duma’nın
Milletlerarası İlişkiler Komitesi Başkanı Ragozin ve
Duma Sözcüsü Vlademir LUKİN’de: Ahıska Türklerinin
ülkeden kovulması gerektiğini ifade etmişlerdir. (Bu
konuşmaların video kaseti mevcuttur)
Ahıska Türkleri derneklerinin basın açıklamaları ve
Dışişleri Bakanlığı’nın Ankara Rus Büyükelçiliği ile
yaptığı temaslar sonucu iki sene önceki Ahıska
Türkleri’nin Krasnodar’dan kovulmaları ve
çıkarılmaları ertelenmiştir.
NEDEN ABD AHISKALILARA SAHİP ÇIKIYOR
Bu gün Krosnadar Valisi, ABD ve Rusya Federasyonu
Devleti Ahıska Türkleri’nden kurtulma yolunu
Amerika’ya göç ettirmekte buldular ve bugüne kadar
toplam 90 aile ABD’ye göç ettirilmiş durumdalar.
2000’den fazla aile mecburen Amerika’ya gitmek için
dilekçe vermişler. 100’den fazla aileye göçmen
vizesi çıkmış durumda.
Milyonlarca insanın rüyalarına giren, Amerika’ya göç
etmek isteyen, eğitim ve çalışmak için başvuran yüz
binlerce insana red cevabı veren Amerika, neden
acaba Ahıska Türkleri’ni göçmen statüsü veriyor ve
sonrada vatandaşlık haklarını vereceğini kabul
ediyor? Ahıska Türkleri Türk dilli ve Türk soylu,
İslam dinine ait kültürlü, örf adetleri ve
gelenekleri Orta Anadolu ve Doğu Anadolu insanlarına
mahsus bir Türk toplumu iken; Amerikalılar ile
hiçbir benzerliği olmayan bu insanlara neden sahip
çıkıyor? Amerika Ahıska Türkleri’nin yüz yetmiş
senelik çilelerini sona erdirmek isteseydi, bu
konuda samimi olsaydı, Ahıskalılar’ın Ahıska’ya
yerleşmesini Gürcistan’ın yeni Cumhurbaşkanından
talep ederdi ve Gürcistan Devleti de buna ‘hayır’
diyemezdi. Bugün Ahıska Bölgesi’ndeki Ermenilerin ve
Amerika’daki Ermeni lobisini baskıları altında
Ahıska Türkleri’nin Ahıska’ya yerleştirilmesi mümkün
olmuyorsa, o zaman Ahıska Türkleri’nin bir Türk
toplumu olduğunu göz önünde bulundurularak ve 1992
tarihli 3835 sayılı Ahıska Türklerinin Türkiye Göç
ve İskan Kanunu gündeme getirilirdi. Türkiye
Cumhuriyeti Devleti’ne rica eder, göç masraflarını
karşılar, Orta ve Doğu Anadolu Bölgelerine iskan
ettirildi. Türkiye Devleti de bunu seve seve
yapardı. Ahıska Türkleri’nin de istediği zaten
Anadolu topraklarına yerleşebilmektir. Neden acaba
bunu Amerika yapmak istemiyor? ABD, uluslararası
arenada; “bakın ben Ahıska Türklerini, yani Türk ve
Müslüman olan topluma sahip çıktım” diyerek dünyanın
gözüne girmek mi istiyor?
Başka da yorum yapmak istemiyorum. İnşallah ben
yanılırım. ABD’ye giren Ahıska Türkleri orada bir
lobi oluşturacaktır, sesimizi dünyaya duyuracaktır.
Böylelikle 500 Bin Ahıskalılar’ın sorunları çözüme
kavuşacaktır inşallah. Ama bu bir acı gerçektir ki;
artık Ahıskalıların ABD’ye göçü bir hayal değil
gerçektir. Bizim Ahıskalımız, öz be öz Türk
insanımız, böyle haksız bir göçe kalmamalıydılar. ‘Ne
Mutlu Türküm’ Diyorlarsa, bu Türk bayrağı altında ve
topraklarında yaşamakta onların doğal haklarıydı.
Bugünkü gelişmeler şunu gösteriyor ki:
Biz Ahıska topraklarını değil, Ahıska topraklarında
60 sene önce sürülen Ahıska Türklerini düşünmemiz
gerekiyor. Eski S.SCB’nin 8 Cumhuriyetinde 260
yerleşim bölgesine dağıtılmış durumda olan bu
aileler her an yerli hükümetler tarafından soykırım
ve sürgüne uğrama tehlikesi ile karşı karşıya
kalmıştır. Krasnodar’daki yaşayan insanların
vatandaşlık hakları ellerinden alınmış 60 senelik
Eski SSCB’de sürgün hayatı yaşayan Ahıska
Türkleri’ne, Ardahan, Konya veya Ankara Türklerinde
hiçbir farkı olmayan bu Türk insanlarımıza sahip
çıkmamız, bağrımıza basmamız gerekiyor.
|